İstanbul Hakkında Rehberimiz Hilmi Çalış önemli Bilgiler Veriyor.

İstanbul Hakkında Rehberimiz Hilmi Çalış önemli Bilgiler Veriyor.

 

Merhabalar;

İstanbul'un 330 yılında Roma İmparatıru Büyük Konstantin tarafından başkent ilan edilmesiyle başlayan süreçte, 1922 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasına kadar yaklaşık 1700 yıl boyunca başkent ünvanını taşıdığını ve dünyada en uzun süre başkent olarak kalan şehir olduğunu biliyor muydunuz?

Ayasofya'nın 1500 yıla yaklaşan yaşıyla hem kilise hem cami hem de Müze olarak sürdüğü yaşamına başladığında daha Hz. Muhammed bile doğmamış, Kuran'ın ilk ayetleri inmeye başlamamıştı. Günümüz Ayasofya'sı burada gördüğümüz üçüncü Kilisedir. Daha önceki yapılar ayaklanmalarda zarar görmüştü. 532 yılında gerçekleşen bir isyanda İmparator Justinianus 15.000 kişinin idam fermanını verdikten sonra zarar gören ikinci Ayasofya'yı tamamen yıktırıp gücünü ve erkini göstermek için bu yapıyı yapmıştır.

Ayasofya'nın taşıdığı önem Osmanlı tarafından da algılanmış olacak ki, İstanbul'un Fethini takip eden günlerde, günümüzde İstanbul Üniversitesi olarak kullanılan kampüsü ilk sarayları olarak inşa etseler de Ayasofya'ya yakın olmak için Topkapı olarak andığımız sarayı yaptırmışlar. Saray ilk yapıldığında devlet başkanlığı ofisi gibi bir hizmet sarayı olsa da Kanuni Sultan Süleyman'dan itibaren, haremin de buraya taşınmasıyla bir konut olma özelliğine kavuştu. Birbiri içinde dört avlunun olduğu sarayın inşa amacı bu planıyla açıkça Sultan'ı tehlikelere karşı koruyabilmek içindi.

Sultanahmet Bölgesi'ne adını veren cami ise 1609-1616 yılları arasında 14. Osmanlı Padişahı I. Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçen yapı tüm dünyada barındırdığı 21.000'den fazla çini sebebiyle mavi cami anlamına gelen Bllue Mosque adıyla tanınır. Cami'nin en önemli özelliği sahip olduğu altı minaresidir. Yapıldığı dönemde sadece Mekke'de, Kabe'yi de barındıran Mescid-i Haram'da altı minare olduğu için, İstanbul halkı tarafından sultanın kibre kapıldığı dedikoduları yayılmış. Çünkü İslam'ın en mühim yeri ile aynı özelliklere sahip bir yapı yapmak onun kutsallığını gölgelemek şeklinde algılanmış. Sultan bu dedikoduları bastırmak için Mescid-i haram'a bir minare daha eklettirerek onun yedi minare ile kendi camisinden daha üst bir konumda olduğunu bir kez daha vurgulamış.

Cami'nin önündeki meydan Sultanahmet Meydanı olarak anılsa da Bizans döneminde Hipodrom, Osmanlı döneminde ise at talimleri yapıldığı için At Meydanı adını taşırdı. Roma döneminden başlayarak halkın eğlencesi amacıyla düzenlenen at yarışlarının yapıldığı alan 65.000 kişilik bir kapasiteye sahipti. Günümüzde bu hipodromdan Roma ve Bizans'ın gücünü sergilemek için getirilen anıtlardan 3 tanesi ayaktadır. En önemlisi de Karnak'tan getirilmiş orijinal Mısır Dikitaşı'dır. 3500 yaşındaki anıt Firavun III. Tutmosis'in bir güç abidesidir.

Meydanda Sultanahmet Cami'nin karşısında Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan bina ise, Kanuni Sultan Süleyman'ın yakın dostu, nedimi ve veziriazamı meşhur Pargalı İbrahim Paşa'nın sarayıdır. Pargalı İbrahim Paşa'nın Kanuni'nin kız kardeşi Hatice Sultan ile olan evliliği nedeniyle bahşettiği ihsanlarla yapı inşa edilmiştir.

İstanbulluların güzel bir deyişi vardır. Ömür biter İstanbul bitmez. Bu kısa bilgiler merakınızı çeldiyse, güzel günlerde, sağlıklı günlerde İstanbul'a olan ziyaretlerinizde beraberce gezelim.

 


Yorumlar

Yorum Yap